Dr.Haluk ALAN

İLE SAĞLIKLI BİR YAŞAMA MERHABA

  • Dr Haluk ALAN
  • Dr Haluk ALAN
  • Dr Haluk ALAN
  • Dr Haluk ALAN
  • Dr Haluk ALAN
  • Dr Haluk ALAN
  • Dr Haluk ALAN
  • Dr Haluk ALAN
  • Dr Haluk ALAN
  • Dr Haluk ALAN

Psikiyatr kimlere denir?

Psikiyatrlar (Sn.Kerem Doksat Hocamızın deyimiyle...) 6 yıllık tıp fakültesini takiben 5 yıl ruh sağlığının korunması ve hastalıklarının teşhis ve tedavisi yönünde eğitim alan bilim insanlarıdır. Hastalara teşhis koymak, ilâç ve/veya diğer tedavi yöntemlerini planlamak ve uygulamak psikiyatri uzmanlarının sorumluluğu ve yetkisi içindedir. Psikiyatri uzmanlık eğitimleri sırasında son yıllara kadar psikoterapi eğitimleri, müfredat içerisinde yer almıyordu. Bu yüzden halkımızda psikiyatrların daha çok ilaçlı tedavi yaptıkları gibi bir algı söz konusudur. Ancak psikiyatrlar da eğer psikoterapi uygulamak isterlerse uzmanlık eğitimlerine ek olarak psikoterapi konusunda eğitim almak mecburiyetindedirler. Nasıl ki, her psikolog doğal olarak psikoterapist değilse, her psikiyatr da doğal olarak psikoterapist değildir. Uzmanlıklarının üzerine bu konuda ek eğitim almak zorundadırlar. Bu tarz eğitimler daha çok özel kuruluşlarca verilmektedir. Psikoterapi eğitimleri ve uygulamaları emek yoğun süreçlerdir.

 

Tez ve Proje Çalışmalarımın Özetleri
“DİYABETES MELLİTUS’DA GÖZLENEN DUYGUSAL VE KENDİNİ DÜZENLEME STRATEJİLERİ İLE BU FAKTÖRLERİN GENEL İYİLİK HALİ VE FİZİKSEL SAĞLIKLA İLİŞKİSİ”
ALAN, Haluk
Yüksek Lisans Tezi
Danışman: Cem Şafak ÇUKUR
Diyabetes Mellitus, toplumda yaygın olarak görülen, fiziksel bozukluklara, yeti yitimi ve ölümlere neden olabilen kronik metabolik bir hastalıktır. Kronikliği ve kan şeker miktarının düzensizliklerine bağlı olarak gelişen yeni bozuklukları ve uyum sorunları nedeniyle, kişileri duygusal, cinsel ve sosyal sorunlar ve genel yaşam kalitesi açısından da olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu bağlamda hastalığın fiziksel boyutuna odaklanan çalışmaların yanı sıra; Diyabetin psikiyatrik ve psikolojik boyutlarına odaklanan çalışma sayısında da bir artış gözlenmektedir. Ancak bu çalışmalarda ağırlıklı bir şekilde hastaların demografik yapıları, hastalığın özellikleri ve psikiyatrik rahatsızlıklar ön plana çıkmaktadır. Şimdiki çalışmada, hastalık süresince yaşanan duygusal deneyimler ve tedavinin temel ilkeleri doğrultusunda kendini düzenleme yöntemleri incelenerek daha sistematik ve bütünsel bir yaklaşım hedeflenmiştir.
Çalışmanın katılımcıları Denizli İl Sağlık Müdürlüğü Diyabet Merkezi, Denizli Devlet Hastanesi ve Diyabet Vakfı Denizli şubesine kayıtlı D.M. tanısı almış, tedavisi devam etmekte olan 127 erişkinden oluşmaktadır. DM hastaları içersinde %18’i Tip 1 ve
% 78’i Tip 2 olarak tanı almıştır. DM hastalarının “Fiziksel İyilik Hali”, DM teşhisinde ve hastaların kan şekeri kontrolünü değerlendirmede yaygın olarak kullanılan HbA1c değerleri ve diyabet yaşam kalitesi ölçeği aracılığıyla sağlanmıştır. Katılımcıların duygusal deneyimleri “Derogatis Duyuş Denge Ölçeği (DABS)” ve kendine düzenleme stratejileri ise sağlık sorunları ile baş etme sürecinde hangi tür yöntemlere başvurduklarını ölçmek için geliştirilen “Kendini Düzenleme Ölçeği” aracılığıyla belirlenmiştir.
Duygular ile HbA1c düzeyini incelemek için yapılan korelasyon sonuçları; hem genel olumlu duyuş ile hem de olumlu duyuşun alt boyutlarıyla (mutluluk, hoşnutluk, dinçlik ve şefkat) ile HbA1c arasında negatif yönde ilişkiler gözlenmiştir. Öbür taraftan, HbA1c ile hem genel olumsuz duyuş ve hem de ilgili alt boyutlarıyla (depresyon, kaygı, suçluluk ve saldırganlık) pozitif yönde ilişkilidir. Kendini düzenleme stratejilerinin HbA1c ile duygusal deneyimler arasındaki ilişkileri hangi yönde farklılaştırdığını incelemek için yapılan sıralı regresyon analizleri sonuçları kendilik düzenleme stratejilerini önemli bir faktör olarak ortaya çıkarmıştır. DM hastalarının HbA1c düzeylerinden bağımsız olarak kullandıkları kendini düzenleme stratejilerinin hem olumlu hem de olumsuz duygu deneyimlerini farklılaştırdığını ortaya koymuştur. Özellikle, duygularını paylaşma benlik düzenleme stratejisi yaşanan olumsuz duyguları azaltırken; sorumluluğu kendi üzerine alma olumsuz duygu deneyimini artırdığı gözlenmiştir. Çalışmada çıkan bulgular ilgili literatür ve bu alanda yapılan psikiyatrik çalışmalar bağlamında tartışılmıştır.
Anahtar Sözcükler:Diyabetes Mellitus, Duygular, Kendini Düzenleme, Yaşam Kalitesi, HbA1c.

“SOSYAL FOBİ’DE BDT VE HİPNOTERAPİNİN BİRLİKTE KULLANIMI”

Haluk ALAN

İstanbul Esenyurt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Projesi

Danışman: Doç. Dr. Zümra ÖZYEŞİL

Sosyal Anksiyete Bozukluğu (sosyal fobi) oldukça sık görülen ve kişilerde ciddi yeti kaybına neden olan önemli bir kaygı bozukluğudur. Sosyal fobi, kişinin diğerlerince değerlendirilecekleri birden çok sosyal ortamdan sürekli korku duyma ve bu ortamlarda kaçınma davranışları sergileme; aşağılanacağı, utanacağı ya da gülünç duruma düşecek davranışlarda bulunacağı ile ilgili sürekli kaygı duyma durumu olarak tanımlanabilir.

Sosyal anksiyete bozukluğunun tedavisinde halen en etkin terapi yöntemi olarak bilişsel davranışçı terapiler gösterilmektedir. Bütün bu etkinliğe rağmen bazı hastaların terapiden yeterince fayda görmemesi klinisyenleri yeni arayışlara yöneltmiştir.

Bilişsel davranışçı terapiler ve hipnozla birlikte bilişsel davranışçı terapilerin tedavi etkinliğini karşılaştıran 18 çalışmanın meta analizi, hipnozla desteklenen bilişsel davranışçı terapilerin, sadece bilişsel davranışçı terapiye göre daha fazla klinik kazanım sağladığını göstermiştir. Yine aynı şekilde toplum önünde konuşma kaygısı yaşayanlarla yapılan çalışmada hipnozla birlikte BDT daha iyi sonuç vermiştir.

 

Bu bulgular, içinde anksiyete bozukluklarının da bulunduğu bir dizi psikolojik sorunda hipnozun tedavi kazanımlarını kolaylaştırdığını göstermektedir.

BU SİTENİN AMACI VE TELİF HAKLARI

YASAL UYARI !

"BU SİTEDEKİ GÖRSEL VE YAZILI TÜM MATERYALLERİN İÇERİĞİ SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLI OLUP,

TANI VE TEDAVİ İÇİN MUTLAKA DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ!"

Lütfen daha önceden kullanmakta olduğunuz psikiyatrik ilaçları, ilgili uzman hekime danışmadan bırakmayınız. Hiç bir tedavi ve terapi böyle bir şeyi garanti etmez!

BU KONULARA İLİŞKİNTÜM SORUMLULUK KİŞİLERE AİTTİR!

Bu site,  Sağlık Bakanlığının Geleneksel ve  Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları yönetmeliği çerçevesinde almış olduğum HİPNOZ eğitimlerim ve Psikoloji/Psikoterapi çalışmalarımın üstüme yüklediği sorumluluk çerçevesinde halka yönelik doğru bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede yer verilen bilgiler ve sorulan sorulara cevaplar, yerli ve yabancı çeşitli yayınlardan derlenerek kaleme alınmıştır. Kaynakçaları ilgili bölümlerde belirtilmiştir.  

 

 

Bu site teşhis, tedavi, terapi ve reklam  amaçlı olmayıp, sorularınıza cevap niteliğinde ve sadece bilgilendirmeye yöneliktir. Sitedeki bilgilere bakarak okuyucuların kendileri ya da başkaları üzerinde uygulamada bulunmaları doğru bir davranış olmamakla birlikte; bu durum tamamen uygulayan kişileri bağlar, site yönetimine bir sorumluluk yüklemez. Tıbbi ve Ruhsal anlamda bir rahatsızlığınız olduğunda bu konudaki bir uzmana müracaatınız gerekir.

 

Devamını oku...

Sayfa 3 / 3

Joomlart